|
Bilimsel bir araştırmanın başlangıç noktası çoğu zaman bir merak, gözlem ya da soru oluyor. Ancak akla gelen her soru, tek başına özgün bir araştırma sorusu anlamına gelmiyor. Bilim dünyasında yüzyıllar boyunca oluşan bilgi birikimi, bugün araştırmacıların karşısına daha önce yanıtlanmış veya farklı boyutlarıyla ele alınmış çok sayıda soru çıkarıyor.
Bu nedenle araştırma sürecinin ilk ve en önemli aşamalarından biri, “Bu soru daha önce soruldu mu?” sorusuna yanıt aramak.
Semih Bilgiç’in kaleme aldığı değerlendirmede de araştırmacının öncelikle mevcut literatürü incelemesi gerektiğine dikkat çekiliyor. Makaleler, tezler, kitaplar ve diğer bilimsel çalışmalar üzerinden yapılacak kapsamlı bir literatür taraması, hem mevcut bilgi birikiminin görülmesini hem de literatürdeki boşlukların belirlenmesini sağlıyor.
Semih Bilgiç’in akademik yolculuğu
Semih Bilgiç’in bilimsel araştırmaya ilişkin değerlendirmelerinin arkasında farklı disiplinleri bir araya getiren akademik bir çalışma geçmişi bulunuyor.
1985 yılında Polatlı, Ankara’da doğan Bilgiç, Gazi Anadolu Lisesi’nin ardından ODTÜ Sosyoloji Bölümü’nde lisans eğitimini tamamladı. 2011 yılında TÜBİTAK’ta bilimsel programlar uzman yardımcısı olarak görev yapmaya başlayan Bilgiç, daha sonra ODTÜ Sosyal Politika Bölümü’nde yüksek lisans eğitimini sürdürdü.
Bilgiç, çalışmalarına Ankara Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü’nde doktora kapsamında devam ediyor. Akademik çalışmalarında yükseköğretim ve ulusötesi reentegrasyon konusunu daha geniş toplumsal ve siyasal süreçlerle ilişkilendirerek ele alıyor. Çeşitli bilimsel kongrelerde bildiriler sunan Bilgiç’in hakemli bir dergide yayımlanmış makalesi de bulunuyor.
Ara Bilgi | Semih Bilgiç kimdir?
Semih Bilgiç, sosyoloji, sosyal politika ve siyaset bilimi alanlarında akademik çalışmalarını sürdüren bir araştırmacıdır. TÜBİTAK’ta bilimsel programlar alanında edindiği deneyimin yanı sıra akademik çalışmalarını sürdüren Bilgiç, bilimsel araştırmaların yanı sıra edebiyatla da ilgileniyor.
Bilgiç’in “Gündelik Hayatın Mikro Politikası” adlı deneme kitabı Tilki Yayınları tarafından yayımlandı. Ayrıca “Hiç Kırıldım Çiçeği” adlı bir şiir kitabı bulunan Bilgiç, deneme, öykü ve şiir türlerinde yazmayı sürdürüyor; çalışmalarını çeşitli e-dergiler ve edebiyat-kültür-sanat platformlarında yayımlıyor.
Bilimsel merak doğru soruyla başlıyor
Bilgiç’in değerlendirmesinde öne çıkan noktalardan biri, özgün bir araştırma sorusunun nasıl ortaya çıkarılacağı.
Bir araştırmacının ilgilendiği konuda daha önce yapılmış çalışmaları incelemesi, yalnızca mevcut bilgileri öğrenmek açısından değil, yeni bir araştırmanın sınırlarını belirlemek açısından da önem taşıyor.
Günümüzde yapay zekâ araçlarının da literatür tarama, kaynakları sınıflandırma ve temel tartışmaları belirleme süreçlerinde araştırmacılara yardımcı olabileceğine dikkat çeken Bilgiç, buna rağmen kaynakların araştırmacı tarafından incelenmesinin ve ulaşılan bilgilerin doğrulanmasının önemini koruduğunu vurguluyor.
Sıradan görünen bir gözlem, yeni bir araştırma alanı açabilir
Bilim tarihindeki önemli gelişmelerin bir bölümü, araştırmacıların herkes tarafından bilinen bir olguya farklı bir açıdan bakmasıyla ortaya çıktı.
Bu noktada Bilgiç, çocuk cerrahı Judah Folkman’ın çalışmalarını örnek gösteriyor.
Folkman, ameliyat ettiği çocuklardaki tümörlerin yoğun bir damar ağına sahip olduğunu gözlemledi. Dönemin araştırmaları büyük ölçüde kanser hücrelerine odaklanırken Folkman farklı bir soru yöneltti: Tümörü doğrudan hedef almak yerine, tümörü besleyen kan damarlarının oluşumu engellenebilir miydi?
Başlangıçta basit bulunan bu yaklaşım, yıllar süren araştırmalar sonucunda anjiyogenezin, yani yeni damar oluşumunun engellenmesine dayalı tedavi yaklaşımlarının gelişmesine katkı sağladı.
Bu örnek, bilimsel araştırmada farklı bakış açısının ve merakın ne kadar önemli olabileceğini gösteriyor.
Proje reddedildiğinde araştırma fikrinden vazgeçmek gerekmiyor
Bilimsel araştırmalarda önemli aşamalardan biri de fon başvuruları.
Bir araştırma projesinin fon başvurusundan ret alması, projenin mutlaka değersiz olduğu anlamına gelmiyor. Bilgiç’e göre araştırmacının burada ret gerekçelerini dikkatle değerlendirmesi, eksiklikleri belirlemesi ve projesini geliştirmesi gerekiyor.
Bilimsel anlamda ısrar ise aynı projeyi hiçbir değişiklik yapmadan tekrar tekrar sunmak değil; eleştirileri dikkate alarak araştırma fikrini olgunlaştırmak anlamına geliyor.
Her proje aynı fon programına uygun olmayabilir
Araştırma fikrinin niteliği kadar doğru fon mekanizmasının seçilmesi de önem taşıyor.
Türkiye’de TÜBİTAK, uluslararası alanda ise NSF ve ERC gibi kuruluşların farklı araştırma alanlarına ve araştırmacı profillerine yönelik destek mekanizmaları bulunuyor.
Örneğin TÜBİTAK’ın 1001 – Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı bilimsel bilgi üretmeye, bilimsel yorumlar geliştirmeye ve bilimsel veya teknolojik problemlerin çözümüne yönelik araştırmaları destekliyor.
Buna karşılık teknoloji ve yenilik odaklı sanayi Ar-Ge çalışmaları için TEYDEB programları; erken kariyer araştırmacıları için ise 3501 – Kariyer Geliştirme Programı farklı işlevler üstleniyor. Dolayısıyla araştırmacının yalnızca “iyi bir proje” hazırlaması değil, aynı zamanda projesi için doğru destek mekanizmasını bulması gerekiyor.
Her faydalı çalışma Ar-Ge değildir
Bilgiç’in değerlendirmesinde üzerinde durduğu konulardan biri de araştırma ile rutin çalışmalar arasındaki ayrım.
Bir çalışmanın toplumsal veya ekonomik açıdan faydalı olması, tek başına onun Ar-Ge faaliyeti olduğu anlamına gelmiyor.
OECD’nin Frascati Kılavuzu’nda bir faaliyetin Ar-Ge olarak değerlendirilebilmesi için yeni, yaratıcı, sonucu belirsiz, sistematik ve sonuçları aktarılabilir ve/veya yeniden üretilebilir olması gerektiği belirtiliyor.
Rutin veri toplama, mevcut bilgilerin sınıflandırılması, standart testler, rutin ölçümler ve bilinen yöntemlerin herhangi bir araştırma belirsizliği olmadan uygulanması bu açıdan tek başına Ar-Ge kapsamında değerlendirilmiyor.
Sosyal bilimlerde de “yeni bilgi” önemli
Bu ayrım özellikle sosyal ve beşerî bilimlerde önem taşıyor.
Yalnızca veri toplamak, envanter hazırlamak veya dokümantasyon oluşturmak bir araştırma projesinin temelini oluşturabilir; ancak çalışmanın açık bir araştırma sorusu, kuramsal problem veya hipotez sınama yaklaşımı taşıması gerekiyor.
“Nerede?”, “Kaç tane?” veya “Hangi özelliklere sahip?” gibi sorular önemli veriler ortaya çıkarabilir. Fakat araştırmanın yalnızca betimleme ve sınıflandırma aşamasında kalması, Ar-Ge niteliği açısından yeterli olmayabilir.
Bilimsel araştırmanın asıl katkısı ise elde edilen veriler üzerinden mevcut bilgi birikimine yeni bir şey ekleyebilmek.
Sonucun baştan bilinmemesi araştırmanın bir parçası
Bilimsel araştırmanın önemli özelliklerinden biri de araştırmacının sonuçları başlangıçta tamamen bilememesi.
Bir hipotez doğrulanabileceği gibi yanlışlanabilir. Beklenen ilişkiler ortaya çıkmayabilir veya araştırma başlangıçta öngörülmeyen sonuçlara ulaşabilir.
Bu nedenle bilimsel araştırmada belirsizlik, çalışmanın zayıflığı değil, çoğu zaman araştırmanın doğasının bir parçası olarak karşımıza çıkıyor. Frascati Kılavuzu’nda yer alan “belirsizlik” ölçütü de bu noktaya işaret ediyor.
Bilimsel araştırmanın temelinde merak ve sabır var
Semih Bilgiç’in değerlendirmesi, iyi bir araştırma projesinin yalnızca parlak bir fikirden oluşmadığını ortaya koyuyor.
Literatürü bilmek, doğru soruyu sormak, mevcut bilgiden farklılaşmak, belirsizliği göze almak, sistematik çalışmak ve doğru fon mekanizmasını bulmak araştırma sürecinin temel aşamalarını oluşturuyor.
Bunun yanında Bilgiç’in dikkat çektiği en önemli unsurlardan biri ise sabır.
Özgün bir soru bulmak araştırmanın başlangıcı. Asıl süreç ise o sorunun peşinden gitmek, eleştirileri değerlendirmek, gerektiğinde projeyi yeniden şekillendirmek ve bilimsel merakı korumakla devam ediyor.
Semih Bilgiç’in yaklaşımında bilimsel araştırma, tek seferlik bir proje hazırlama sürecinden çok; merak etmek, sorgulamak, denemek, eleştirilmek ve yeniden geliştirmek üzerine kurulu uzun soluklu bir yolculuk olarak öne çıkıyor.
| # | Takım | O | G | B | M | AV | P |
|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | 10 | 8 | 1 | 1 | +11 | 25 | |
| 2 | 10 | 7 | 2 | 1 | +14 | 23 | |
| 3 | 10 | 7 | 1 | 2 | +16 | 22 | |
| 4 | 10 | 6 | 1 | 3 | +8 | 19 | |
| 5 | 10 | 4 | 5 | 1 | +4 | 17 | |
| 6 | 10 | 5 | 1 | 4 | +14 | 16 | |
| 7 | 10 | 5 | 1 | 4 | +5 | 16 | |
| 8 | 10 | 5 | 1 | 4 | +2 | 16 | |
| 9 | 10 | 4 | 3 | 3 | +4 | 15 | |
| 10 | 10 | 4 | 2 | 4 | +1 | 14 | |
| 11 | 10 | 4 | 2 | 4 | -6 | 14 | |
| 12 | 9 | 3 | 3 | 3 | -2 | 12 | |
| 13 | 10 | 3 | 2 | 5 | -4 | 11 | |
| 14 | 10 | 2 | 2 | 6 | -7 | 8 | |
| 15 | 10 | 2 | 2 | 6 | -8 | 8 | |
| 16 | 9 | 2 | 2 | 5 | -11 | 8 | |
| 17 | 10 | 1 | 1 | 8 | -16 | 4 | |
| 18 | 10 | 1 | 0 | 9 | -25 | 3 |
| İmsak | 06:03 |
| Güneş | 07:29 |
| Öğle | 12:53 |
| İkindi | 15:40 |
| Akşam | 18:06 |
| Yatsı | 19:27 |